top of page

Türkiye’de Belediyelerin Asıl Krizi İletişim Değil, Sistem Sorunudur

  • Onur Tireng
  • 23 Şub
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 gün önce



Türkiye’de yerel yönetimler söz konusu olduğunda, her başarısızlığın ardından sıkça duyduğumuz bir cümle vardır:“Aslında çok iyi işler yapıyoruz ama anlatamıyoruz.”

Bu ifade yalnızca bir iletişim sorunu tespiti değildir; çoğu zaman daha derin bir yönetimsel boşluğa işaret eder. Çünkü iletişim bir başlangıç noktası değil, kurumsal yapının doğal çıktısıdır. Eğer sistem sağlıklı işlemiyorsa, iletişimi güçlendirmeye çalışmak kalıcı bir çözüm üretmez.


İletişim Bir Departman Değil, Kurumsal Çıktıdır

Belediyelerin önemli bir kısmında iletişim, “Basın Yayın” biriminin sorumluluğuna indirgenmiş bir faaliyet olarak görülür. Oysa iletişim; karar alma süreçlerinden saha uygulamalarına, veri akışından insan kaynağı yönetimine kadar tüm sistemin dışa yansımasıdır. W. Edwards Deming’in uyarısı bu noktada hâlâ geçerlidir:“Kötü bir sistem, iyi bir insanı her seferinde yener.” Nitelikli iletişim ekipleri, güçlü sosyal medya kadroları veya yaratıcı kampanyalar; eğer arka planda hantal işleyen bir yapı varsa, sürdürülebilir güven üretemez. Sahadaki hizmet aksıyorsa, vatandaşın talebi bürokratik süreçlerde kayboluyorsa, iletişim çabaları yalnız kalır.


Filtrelenen Gerçeklik ve Stratejik Körlük

Birçok kurumda sorun, liderin önüne gelen bilginin niteliğiyle başlar. Karar vericinin çevresinde oluşan filtre mekanizmaları, sahadaki gerçekliği olduğundan farklı gösterebilir. Platon’un Mağara Alegorisi’ni hatırlayalım: İnsanlar bazen gerçeğin kendisini değil, duvara yansıyan gölgeleri izler. Belediyelerde de benzer bir durum yaşanabilir. Büyük miktarda veri toplanır; ancak bu veri, stratejik bir eylem planına dönüştürülemez. Başkanın vizyonu ile sahadaki uygulama kapasitesi arasında bir boşluk oluştuğunda, sorun iletişim değil, sistem tasarımıdır.


Kriz Yönetimi Önceden Başlar

Kriz yönetimi çoğu zaman kriz anındaki açıklamalarla özdeşleştirilir. Oysa krizler, genellikle aylar öncesinden oluşmaya başlayan yapısal boşlukların sonucudur.

Risk analizi yapılmadan,süreçler netleştirilmeden,sorumluluk alanları tanımlanmadan,iletişim yatırımları tek başına yeterli olmaz. Kriz anında yapılan açıklama, yalnızca mevcut yapının dayanıklılığını gösterir. Dayanıklı bir yapı ise krizden önce tasarlanır.


Vitrin Değil, Omurga

Eğer bir belediye gerçekten halkla güçlü bir bağ kurmak istiyorsa, yalnızca görünürlüğe değil, iç sistemlerin sağlığına yatırım yapmalıdır. Karar alma mekanizmalarının hızı, sahadan gelen geri bildirimin iyileştirme sürecine dönüşüp dönüşmediği ve lider ile kurum arasındaki senkronizasyon, gerçek iletişimin temelidir. İletişim bir belediyenin sesidir.Sistem ise karakteridir. Karakteri güçlü bir kurumun iletişimi doğal olarak güven üretir. Gürültüye ihtiyaç duymaz. Halk, söylenenlerden çok yaşadıklarına bakar. Ve sistem doğru kurulduğunda, icraatın kendisi en güçlü iletişim aracına dönüşür.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page